
Kör Olduklarını Bilmeyenler (2)
Bir kişinin kör olduğu hâlde kör olduğunu bilmemesine ANTON-BABİNSKİ SENDROMU denilmektedir.
CHP seçmenlerinin en az yüzde 90’ı ANTON-BABİNSKİ SENDROMU yaşamaktadır. Yani CHP’li seçmenlerin en az yüzde 90’ı kördür, ancak kör olduklarının farkında değildir.
Bu sarsıcı gerçeği somut belgeleriyle adım adım göstermeye Birinci Bölüm’de Bülent Ecevit‘le başladım.
İşte şimdi sıra ikinci bölümde.
Hemen şunu söyleyelim:
Zaman zaman ortaya SODEP, SHP, DSP gibi partiler çıkmış olsa da bunların tümünün tabanı CHP’lidir.
SHP GENEL BAŞKANI PROF. DR. ERDAL İNÖNÜ DÖNEMİ
Erdal İnönü, baba tarafından Kürt’tür. Annesinin ailesi Bulgaristan’ın Ziştov kasabasından İstanbul’a göç etmiştir.
Kısaca özgeçmişine bakalım:
ABD Kaliforniya’da master (lisansüstü) ve doktora yaptı.
1964-1974 sürecinde Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde fizik profesörü oldu.
NATO Fen Komitesi’nde ve UNESCO Yürütme Kurulu’nda görevler aldı.
1983’te Sosyal Demokrasi Partisi (SODEP) kurucu genel başkanı oldu.
SODEP ile Halkçı Parti’nin birleşmesi sonucu kurulan SHP’nin 1993 yılına kadar genel başkanlığını yürüttü.
1986’da İzmir’den milletvekili oldu; 1987 ve 1991 seçimlerinde de milletvekili seçildi.
Erdal İnönü, PKK Teröristlerini Meclis’e Taşıdı
20 Ekim 1991 tarihinde Milletvekili Genel Seçimleri yapılacaktı.
Terör örgütü PKK’nın siyasi uzantısı olan Halkın Emek Partisi (HEP)’in, seçim barajı olan yüzde 10’u geçemeyeceği görülüyordu.
İmdatlarına yetişen Erdal İnönü oldu!
Erdal İnönü, 18 HEP’liyi SHP listelerinden aday gösterdi. Bu isimler arasında Leyla Zana ve Hatip Dicle gibi isimler de vardı. Bu 18 PKK teröristi seçilerek Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girdi.
SHP’li seçmenlerden tek bir kişi bile gıkını çıkarmadı!
Neden böyle oldu?
Çünkü SHP’li seçmenler ANTON-BABİNSKİ kurbanıydılar; yani kördüler, ancak kör olduklarının farkında değildiler.
Erdal İnönü ve Madımak Katliamı
2 Temmuz 1993 günü Pir Sultan Abdal Şenlikleri için Sivas’a giden aydınlardan 37’si, Madımak Oteli’nde kasıtlı olarak çıkarılan bir yangın sonucunda hayatını kaybetti.
Katliamın yaşandığı dönemde devlette en üst düzey yetkililer şunlardı:
Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Başbakan Tansu Çiller, Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü.
Erdal İnönü, koalisyon hükümetinin ortağı SHP’nin Genel Başkanıydı. Olay sırasında Madımak Oteli’ndeki ünlü yazar Aziz Nesin’le telefonla görüşerek “en kısa zamanda takviye güç gönderileceğini, kimsenin kılına dahi zarar gelmeden kurtarılacağını” söyledi.
Kılına dahi zarar gelmeyeceği güvencesi verdiği 37 güzel insanımız yakılarak öldürüldü.
Erdal İnönü, eleştirilere “Ne yapayım, yetkim yoktu.” diye cevap verdi.
Oysa bu doğru değildi. Başbakan yardımcısıydı. Eğer isteseydi, yanına yüksek rütbeli bir jandarma komutanını alır, askerî bir helikoptere biner, en fazla 30 dakika içinde Sivas’a ulaşıp Madımak Oteli’nin çatısına inebilirdi. Tüm güvenlik güçlerine gerekli emirleri vererek hemen oteli boşalttırıp 37 güzel insanımızı yakılarak öldürülmekten kurtarabilirdi.
Hiçbir SHP’li çıkıp Erdal İnönü’yü sorgulamadı; “Sen de sorumlusun.” demedi!
Neden böyle oldu?
Çünkü SHP’li seçmenler kördü ama kör olduklarının farkında değildi.
Erdal İnönü ve Özelleştirme
Muhalefette iken SHP Genel Başkanı Erdal İnönü, özelleştirmenin gerekçesini sağlam mantık yaklaşımıyla çürütmüştü.
Erdal İnönü, haklı endişelerini dile getirdikten sonra özelleştirmeye karşı olan kesin tavrını şöyle ortaya koyuyordu:
“Özelleştirme, Türkiye’nin ekonomik ve toplumsal yapısında gelecek için ciddi sorunlar doğuracaktır. Biz bu nedenle KİT’lerin özelleştirilmesine karşıyız ve bu girişimleri halkın oylarıyla durduracağız.”
Özelleştirme konusunda çok doğru, çok mantıklı görüşler bildiren, özelleştirmeye karşı kesin söylemlerde bulunan Erdal İnönü; Tansu Çiller’in başbakanlığında kurulan DYP-SHP koalisyon hükümetinde başbakan yardımcısı olduktan sonra yakın geçmişte söyledikleri tüm sözleri unutup özelleştirmeden yana oldu. Vatanın satılması anlamına gelen tüm yasa ve kararnamelere imza attı.
Tek bir SHP’li çıkıp “Sen vatanın varlıklarını nasıl satarsın?” diye sormadı!
Neden?
Çünkü SHP’li seçmenler kör olmuşlardı ama kör olduklarının farkında değildiler.
Erdal İnönü, Türkiye-İsrail İlişkileri
18 Eylül 1995 tarihinde Türkiye ile İsrail arasında bir askerî protokol imzalandı.
Bu protokol imzalandığında Erdal İnönü hükümette başbakan yardımcısıdır.
Bu protokol, iki ülke pilotlarının birbirlerinin hava sahalarında eğitim yapmasına olanak sağlıyordu.
Bu protokolün İsrail için önemi çok daha büyüktü. Çünkü İsrail Hava Kuvvetleri, Türkiye’nin geniş hava sahasında eğitim yapabilecek; gelecekte İran, Irak ve Suriye gibi ülkelere saldırmalarında acemilik çekmeyeceklerdi.
Erdal İnönü, başbakan yardımcılığı döneminde izlenen dış politikada İran, Irak ve Suriye’ye karşı Siyonist İsrail devletinden yana olmuştur.
Değerli Dostlar,
Tek bir SHP’li seçmen ortaya çıkıp Erdal İnönü’ye “Sen nasıl Siyonistlerin destekçisi olursun?” diye sormadı!
Niçin?
Çünkü ANTON-BABİNSKİ kurbanı olmuşlardı; yani kör olmuşlardı ve kör olduklarının farkında değildiler.
Değerli Dostlar,
Bu yazı dizisi sürecek.
Sabırla beklemenizi ve izlemenizi öneririm.
Yılmaz Dikbaş
23 Temmuz 2026, Perşembe
0532 233 31 52


