Deneme,  Psikoloji,  Toplum

Zamanla Karaktere Dönüşen Tavizler

Hayat bazen insanı öyle köşeye sıkıştırır ki, varlığını koruyabilmek için küçük tavizler vermek zorunda kalırsın. O an sana masum görünürler; “Şimdilik böyle olsun” dersin, “Nasılsa bu geçici bir durum.” İçinde hafif bir sızı hissedersin ama üstünü örtersin. Çünkü başka çaren yokmuş gibi gelir. Hayatta kalmak, devam edebilmek, günü kurtarmak… bunlar ağır yüklerdir. İnsan çoğu zaman kendi iç sesini susturur, kendi sınırlarını biraz daha geri çeker, kendinden biraz daha vazgeçer.

Ama o küçük tavizler, sandığın kadar masum değildir. Her biri, senden kopup giden bir parça gibidir. Önce önemsemezsin; “Bunu da görmezden geleyim, idare edeyim, sorun çıkmasın” dersin. Fakat insanın iç dünyası böyle şeyleri unutmaz. Bir kere eğildiğin yerde bir daha doğrulman zorlaşır. Bir kere susmayı seçtiğinde, kelimelerin boğazında düğümlenmeye başlar. Bir kere kendinden ödün verdiğinde, neyin sen olduğunu, neyin seni zayıflatmak için senden koparıldığını ayırt edemez hâle gelirsin.

Zaman akar, hayat hızla değişir ama sen fark etmeden o tavizler davranışlarına yerleşir. Belki insanların seni ezmesine engel olmak için biraz sertleşirsin. Belki kırılmamak için kendini duygusuzlaştırırsın. Belki yalnız kalmamak için istemediğin ilişkilerde kalırsın. Belki değersiz hissetmemek için olmadığın biri gibi davranırsın. Hepsi “biraz dayanabilmek” içindir. O an seni ayakta tutar, evet… ama içten içe seni sen yapan şeyleri de yavaşça aşındırır.

Bir gün hiç ummadığın bir anda ayna tutarsın kendine. Belki bir başkasının bir sözü, belki bir sessizlik, belki de bir gece yarısı uyutmayan bir düşünce tetikler bunu. Kendine bakarsın ve şu gerçekle yüzleşirsin: Hayatta kalmak için verdiğin tavizler artık sen olmuş. Eskiden istemediğin, dönüştüğün hâli sorguladığın şeylere şimdi alışmışsın. Tavizlerin, sabrın, suskunluğun, kendine rağmen yaptığın seçimlerin hepsi; adım adım, fark etmeden, senin karakterine dönüşmüş.

Bu fark ediş bazen insanı kırar, içini acıtır. Çünkü o noktada anlarsın ki karakter sadece doğuştan getirdiğin şeyler değil; hayat boyunca sessizce biriktirdiğin yaralar, kabuller, tavizler ve vazgeçişlerle de şekilleniyor. Ve en çok da, kendini korumak için nelerden vazgeçtiğin belirliyor seni.

Yine de bu fark ediş, aynı zamanda bir uyanıştır. Çünkü insan ancak kendine ayna tuttuğunda yeniden değişme gücünü bulabilir. Tavizlerin seni nasıl değiştirdiğini gördüğün anda artık yeni bir yön seçme ihtimalin vardır. Yavaşça, ağır ağır, yeniden kendine dönme şansın vardır.

Ve belki de en önemlisi şu:
Hayatta kalmak için verdiğin tavizlerin seni tamamen belirlemesine engel olabilecek tek kişi yine sensin.

Kadir Veral

Vezirköprü Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı müdürü olarak görev yaptım ve 2017 yılında emekli oldum. Halkla İlişkiler ve Reklamcılık fakültesi mezunuyum. Evli ve iki çocuk babasıyım. İki romanım yayımlandı ve yazmaya devam ediyorum. Motosiklet tutkum var; gezmeyi seviyorum.

Bir cevap yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir