
Osmanlı’da Eşcinseller Özgürdü
Dünyada eşcinseller genelde LGBT adı altında bir topluluk oluşturmuşlardır.
LGBT; Lezbiyen, Gay, Biseksüel ve Transgender sözcüklerinin baş harfleridir.
Değerli Dostlar,
Türkiye’de devletin LGBT’ye karşı tutumu nedir?
Önce geçmişten, sonra da günümüzden örnekler vereceğim.
25 Haziran 2017 günü LGBT’liler İstanbul’da “Onur Yürüyüşü” adını verdikleri bir gösteri yürüyüşü yapmak istediler. İstanbul Valiliği bu yürüyüşe izin vermedi!
İzin verilmeyişine karşın yürüyüşe geçen LGBT’lilere polis köpeklerle engel olmaya çalıştı, TOMA ile karşı durdu, yakaladıkları kırktan fazla kişiyi gözaltına aldı.
Gelelim günümüze.
27 Haziran 2026 günü Star Gazetesi şu haberi yazdı:
“5.700 gay taşıyan sapkın yolcu gemisi İstanbul’a geliyor.
Boğaz’daki sapkınlığa geçit yok! İstanbul Valisi düğmeye bastı, gemi İstanbul’a sokulmadı.”
Yaşanan bu olayların anlamı kısaca şudur: Türkiye Cumhuriyeti Devleti, eşcinsellere özgürlük tanımıyordu!
Türkiye’de devletin tutumu böyleyken Avrupa’da durum nasıldı?
İlk kez 1999 yılında Avrupa Parlamentosu’nda Tom Spencer, gay olduğunu açıkladı. 2004 yılında Nikki Sinclaire, lezbiyen olduğunu duyurdu.
2011 yılında Ruth Davidson, İskoç Muhafazakâr Parti’nin ilk açık gay lideri oldu.
Günümüzde İskoçya’nın üç büyük siyasi partisinin liderleri gay olup İskoç hükûmetinde gay olduğunu açıklamış dört bakan bulunmaktadır.
İskoç Parlamentosu’nun 129 üyesinin yüzde onu, kendilerini LGBT olarak tanımlamıştır.
Dünyada en çok LGBT üyesi olan parlamento, İngiliz Parlamentosu’dur. Mayıs 2015 milletvekili genel seçimlerinden sonra, toplam 650 milletvekilinden 32’si LGBT olduklarını açıkça söylemişlerdi.
Seçimler öncesi yapılan bir kamuoyu yoklamasında İngiliz seçmenlere, “Milletvekili adaylarının cinsel konumları sizin için ne denli önemli?” diye sorulmuş, seçmenlerin neredeyse tamamı “Hiç önemli değil.” diye yanıt vermişti.
Günümüz Almanya’sında eşcinsel evlilikler artık serbest bırakıldı.
Avrupa’da, Almanya dışında şu ülkelerde de eşcinseller evlenme özgürlüğünü elde etmişlerdir: Fransa, İsveç, Norveç, Finlandiya, Lüksemburg, Danimarka, Belçika, Hollanda, İspanya, Portekiz ve İzlanda.
Bu ülkelerde yasalar, eşcinsellere evlat edinme hakkı da tanıyor.
Peki, Osmanlı’nın eşcinsellere karşı tutumu nasıldı?
Osmanlı padişahları BİSEKSÜEL idiler. Yani hem Harem’deki seks kölesi kadınlarla yatıyorlar hem de genç oğlanlarla seks yapıyorlardı.
Osmanlı padişahları oğlancıydı.
İngilizce, Rusça ve Yunancada oğlancılara verilen ad şudur: Pederast.
Osmanlı padişahları pederast idiler.
Osmanlı padişahlarının oğlancılığı “gizli kapaklı” değildi.
Sarayda “İçoğlanları” bulunmaktaydı.
Osmanlı padişahları oğlancılığı açıkça, bilerek ve severek yaşamışlardır.
Osmanlı padişahlarının oğlancılığını, ileride yayımlanacak “ANLI ŞANLI OSMANLI” adlı kitabımda çok ayrıntılı olarak anlattım.
Avrupa’da eşcinseller yakılarak öldürülürken Osmanlı’da çok farklı bir uygulama bulunmaktaydı.
İlk kez eşcinsel ilişkide bulunan kişi, falakaya yatırılıp ayaklarına sopayla vuruluyordu. Bazı durumlarda ise sadece para cezası veriliyordu.
Eşcinselliği alışkanlık hâline getirenlere sürgün ya da kürek cezası veriliyordu.
Küçük yaştaki eşcinsellere, oğlanlara ceza verilmiyor, sadece azarlama ile yetiniliyordu.
Osmanlı ordusunun temelini oluşturan Yeniçerilerin evlenmesi yasaktı.
Yeniçeriler kışlada eşcinsel ilişki yaşıyordu.
Yeniçerilerin eşcinsel ilişkide bulunduğu oğlanlara “Civelek” deniliyordu.
Yeniçeriler, civeleklerini peçe takarak yanlarında gezdirirlerdi.
Osmanlı ordusunda, savaşlarda Yeniçerilerin cinsel ihtiyacını karşılamak üzere “Civelekler Taburu” oluşturulmuştu.
Osmanlı döneminde eşcinselliğin en yoğun yaşandığı yerlerin başında hamamlar gelmekteydi.
İstanbul’da, aktif (etken) eşcinsellerin gittiği hamamlarla pasif (edilgen) eşcinsellerin gittiği çok sayıda hamam bulunmaktaydı.
Bu hamamlara, Osmanlı paşalarının, yüksek bürokratların da gittikleri bilinmektedir.
Osmanlı’da eşcinsellere türlü adlar takılmıştı: Kalleş, ibne, süzgeç, götveren, oğlan, civelek, zenne, lûti, gulampara (kulampara)…
Osmanlı şeyhülislamlarının eşcinsellerle ilgili fetvaları da vardır.
Bir örnek verelim.
Şeyhülislam Çatalcalı Ali Efendi’nin vermiş olduğu fetva:
Mesele: Bir erkek başka bir erkekle eşcinsel ilişkiye girer ve sonra da ilişkiye girdiği adamın kızıyla evlenmek ister. Bu durumda, adamın kızını vermesi doğru mudur?
El Cevap: Doğrudur, verin!
Buraya kadar anlattıklarımızdan Osmanlı’nın eşcinsellere karşı “hoşgörüyle” davranmış olduğunu görüyoruz.
Şimdi, aşağıda anlatacaklarım ise hoşgörü ötesi bir tutumdur.
Aşağıdaki örnekte, Osmanlı’nın eşcinsellerin varlığını “kabul ettiğini”, onlara yasal bir statü verdiğini, özgürlüklerini tanıdığını göreceğiz.
Osmanlı döneminde para karşılığı eşcinsel ilişkiye giren genç erkeklere “Hîz” oğlanı denilirdi. Hîz oğlanları devlet tarafından kayıt altına alınırdı. Hayatını eşcinsel ilişki sunarak kazanan erkekler, “Hîzler Defteri” denilen kütüğe yazılırlardı.
Hîzler Defteri’ne yazılan eşcinseller, yani profesyonel eşcinseller devlete vergi verirlerdi.
Osmanlı Devleti’ne vergi veren profesyonel eşcinseller, “esnaftan” kabul edilirdi. Esnaf da o dönemde ordunun bir bölümü sayılır, padişah sefere çıkmadan önce İstanbul’da yapılan büyük geçit töreninde bütün meslek grupları katılır ve profesyonel eşcinseller de bu törende yer alırdı.
Seyahatname’si ile ünlü Türk yazarı ve dünyaca ünlü gezgin Evliya Çelebi (1611–1682), dönemin padişahı IV. Murat’ın (saltanatı: 1623–1640) bir sefere çıkmadan önce yapılan büyük resmî geçit törenine tanık olur. Yeniçerilerin yanı sıra bütün İstanbul esnafının da katıldığı bu törende esnaf kuruluşlarının adlarını tek tek sayar ve her biri hakkında özet bilgiler verir:
Helvacı Esnafı, Aşçı Esnafı, Bakkal Esnafı, Yemişçi Esnafı, Çilingir Esnafı, Kazancı Esnafı, Kuyumcu Esnafı, Terzi Esnafı, Çadırcı Esnafı, Kürkçü Esnafı, Derici Esnafı, Ayakkabıcı Esnafı, Hamamcı Esnafı, Doğramacı Esnafı, Çalgıcı Esnafı, Bozacı Esnafı, Börekçi Esnafı, Peksimetçi Esnafı, Yelkenci Esnafı, İmamlar, Müezzinler, Deyyuslar Esnafı, Pezevenk Esnafı, Pasif Dilber Eşcinsel Esnafı…
Evliya Çelebi, Pasif Dilber Eşcinsel Esnafı hakkında şu bilgileri veriyor:
“Bunlar, evsiz barksız 500 kişidir. Kendi kadir ve kıymetlerini bilmeyip Bâbulluk’ta, Kalatyonoz’da, Finde’de, Kumkapı’da, Sanpolu’da, Meydancık’ta, Kiliseardı’nda ve Tatavla’da malum işlerin yapıldığı yerlerde boğaz tokluğuna çalıştıkları sırada avlanıp Subaşı’nın (yani o zamanın polis müdürünün) tuzağına düşer ve deftere kaydedilirler.”
Evliya Çelebi, resmî geçit törenine katılan deyyusların sayısını 212, pezevenklerin sayısını da 300 olarak vermektedir.
Değerli Dostlar,
Şimdi, yeniden günümüze dönelim.
Günümüz Osmanlı hayranları, acaba yukarıda kısaca sunduğum bilgileri biliyorlar mı?
Osmanlı’ya “Ecdadımız” diyenler, yani sözde “Osmanlı Torunları” burada vermiş olduğum bilgilerden haberdar mı?
Çok büyük çoğunluğu temel eğitim almamış, Osmanlı tarihini hiç okuyup öğrenmemiş, bu temel bilgileri bilmemektedir!
“Viyana kapılarına kadar dayanmış Osmanlı” hikâyeleriyle gurur duymakta, Anlı Şanlı Osmanlı padişahlarına “ecdadımız” diyerek koltukları kabarmakta, ama konu ecdadı ile ilgili hoşuna gitmeyen bilgilere geldiğinde aşırı tepki vermekte, köpürmekte, saldırganlaşmaktadır.
Günümüz devlet yöneticileri de bu eğitimsiz Osmanlı hayranlarını desteklemekte, onlara cesaret vermektedirler.

27 Haziran 2026 günü, LGBT’lileri taşıyan gemiye İstanbul Limanı’na girme izni vermeyen İstanbul Valiliği, 500 yıl önceki Osmanlıların gerisine düşmüştür.
Osmanlı Sevdalıları, gerçeklerle yüzleşebilecek mi?
Osmanlı Sevdalıları gerçeklerle yaşamayı öğrenebilecekler mi?
Yılmaz Dikbaş
28 Haziran 2026, Pazar
0532 233 31 52


