
Hukukta Çifte Standart: Mahruki ve Eker
Everest Dağı’na tırmanmayı başaran ilk Türk olarak tarihe geçen ve arama kurtarma çalışmalarıyla tanınan, AKUT’un kurucu üyeleri arasında yer alan Nasuh Mahruki, ne olduğu hâlâ tam olarak anlaşılamayan 15 Temmuz olaylarının 10. yılı nedeniyle sosyal medyada yaptığı paylaşım üzerine tutuklandı. Tutuklanmasına gerekçe gösterilen paylaşımı şöyledir:
“15 Temmuz önceden fark edilmiş ancak rejim değişikliği için bir fırsat olarak görülerek bilerek engellenmemiş, kontrollü bir şekilde kalkışılmasına müsaade edilmiş bir darbe girişimidir. Baş planlayıcısı ABD’dir, fili feda etmiş, veziri almıştır, Erdoğan’ı şah yapmış, Türk milletini mat etmiştir.”
Paylaşımında 15 Temmuz için “kontrollü darbe” ifadesini kullanan Nasuh Mahruki, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçlamasıyla tutuklandı.
Bugüne kadar birçok kişi “kontrollü darbe” ifadesini kullandı; ancak hiç kimse tutuklanmadı. Kemal Kılıçdaroğlu da 3 Nisan 2017 tarihinde İstanbul’da gazetecilerle bir araya gelmiş ve 15 Temmuz’da yaşananları “kontrollü darbe girişimi” olarak nitelendirmişti. Bu ifadenin “darbeden önce darbeden haberdar olmak” anlamına geldiğini söyleyen Kemal Kılıçdaroğlu, hükümet için “Darbeden önceden bilgileri var.” şeklinde açıklama yapmıştı.
On yıldır 15 Temmuz için “darbe”, “kontrollü darbe”, “tiyatro” ya da “senaryo” diyen birçok kişi görüşünü açıklarken herhangi bir tepkiyle karşılaşmadı. Peki, şimdi Nasuh Mahruki’nin paylaşımı nedeniyle tutuklanması ne anlama gelmektedir?
Ceza yargılamasında kişinin özgürlüğünü geçici olarak kısıtlayan istisnai ve hukuki bir tedbir olan tutuklama, peşin ceza verme yöntemi değildir. Tutuklama kararı verilebilmesi için kaçma şüphesi, delilleri karartma ihtimali, tanık veya mağdur üzerinde baskı kurma riski ya da suçun işlendiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli suç şüphesinin bulunması gerekir. Bunların hiçbirinin Nasuh Mahruki açısından geçerli olmadığı görülmesine karşın tutuklama kararı verilmiştir. Günümüzde bazı belediye başkanlarına yönelik uygulamalar da benzer niteliktedir. Tıpkı Ergenekon, Balyoz, Ayışığı, 28 Şubat ve benzeri davalarda olduğu gibi.
Nasuh Mahruki’nin paylaşımının halkı nasıl kin ve düşmanlığa tahrik ettiği ya da kimi aşağıladığına ilişkin somut bir kanıt ortaya konulmamıştır. Buna rağmen tutuklanmıştır. Bu olay, ülkemizde ifade özgürlüğü ve hukuk devleti adına yeni bir kırılma noktası olarak tarihe geçecektir. Verilen bu tutuklama kararıyla düşünceler cezalandırılmaktadır. Siyasi iktidarla aynı görüşte olmamak, farklı bir değerlendirmede bulunmak ya da aykırı bir düşünce açıklamak suç olarak nitelendirilemez. Ülkemizde hukukun üstünlüğünü egemen kılamazsak, çok daha büyük karanlıklara sürükleneceğimiz bilinmelidir. Bu nedenle paylaşımı siyasal bir değerlendirme niteliği taşıyan değerli dostumuz Nasuh Mahruki en kısa sürede serbest bırakılmalıdır.
Hukuk herkese gereklidir. 4 Haziran 2026 tarihinde Samsun’un Terme ilçesinin 26 yaşındaki AKP’li belediye meclisi üyesi Rümeysa Eker’in sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlar ise görmezden gelinmektedir. Paylaşımlarında ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve Kemalistleri hedef alan ağır ifadeler kullanan AKP’li üye, açıkça halkı kin ve düşmanlığa tahrik edici ve aşağılayıcı söylemlerde bulunmuştur. “Bu ülkede pezevenkler Kemalist’tir ve solu destekler.” gibi son derece ağır ifadeler paylaşan bu AKP’li belediye meclisi üyesi hakkında suç duyurusunda bulunulmuş olmasına karşın herhangi bir sonuç alınamamıştır. İstifa etmiş olması, yaptığı paylaşımları ortadan kaldırmaz; bütün paylaşımları ortadadır. Buna karşın yargı bu konuda sessiz kalmaktadır.
Nasuh Mahruki söz konusu olduğunda sert tepki gösterenler, aynı durum AKP’li belediye meclisi üyesi için söz konusu olduğunda harekete geçmemektedir. İşte bu tablo, yargının getirildiği durumu açıkça gözler önüne sermektedir. Adalet, iktidarın değil milletin adaleti olmadığı sürece buna benzer daha birçok örnek yaşanacaktır. Bu nedenle önceliğimiz, bir bütün olarak bu siyasi anlayıştan kurtulmak olmalıdır. Bunun için ülkemizin tam bağımsızlığına sahip çıkacak bütün muhalefete büyük sorumluluk düşmektedir.
Suay Karaman
Azim ve Karar, 20 Temmuz 2026


