Deneme,  Güncel - Aktüalite,  Toplum

İftihar Vanlı

Çanakkale’ye yeni gelmiştim daha. Üstadı o sıralarda tanımıştım. Sosyal farkındalık yaratmak amacıyla Kent Konseyi bünyesinde, engelli bireyler ve ailelerinden oluşan Engelsiz Yürekler Korosu’nun verdiği Türk Halk Müziği Konseri sırasında… Koroyu o yönetiyordu.

Konser sırasında kendi kendime “Olamaz,” demiştim. “Böyle bir şey olmaz, olamaz.” Koro boyunca kolu olmayanın kolu, gözü olmayanın gözü, ayağı olmayanın ayağıydı üstat. Allah aşkına, kaç kalbi vardı bu adamın, kaç beyni, kaç kolu, kaç ayağı…

Bir şeyi yeniden kuruyor, bir şeyi yeniden yaratıyor, bir şeye yeniden can veriyordu adeta. Yetmiyor, salonu hınca hınç dolduran izleyicilerden de bir koro oluşturuyordu aynı anda.

Yalnızca ben değil; o salonda bulunan her kim varsa, eski kendisini orada bırakıp yeni kendisiyle çıkıyordu salondan.

Elini sıkmadan, “Keşke daha çok ellerim, daha çok parmaklarım, daha çok kalbim olsaydı üstat; sizi daha fazla alkışlamak için,” demeden ayrılmadım oradan. Tanışmış da olduk bir bakıma.

Diyeceğim şu ki; Çanakkale’yi yurt tutmak için bir gerekçe daha bulmuştum kendime. Galiba burası, bir tarih denizi ve bir kültürler müzesi olmanın yanı sıra, bir sanat kenti, demiştim aynı zamanda. Laf aramızda, bugün o düşüncelerimin önemli bir bölümünü koruyup korumadığım ayrı bir konu.

Unutmadan şunu da belirteyim: Çanakkale Belediyesi Türk Halk Müziği Korosu’nun, koroyu kuran ve yönetenin İftihar Vanlı olduğunu da yine o gün öğrenmiştim.

İftihar Vanlı’nın, 18 Mart Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’ndeki hocalık yıllarını; kurup yönettiği öğrenci korolarını; Batı müziğiyle profesyonel bir şekilde kurduğu ilişkiyi; orkestralarda bağlama, perküsyon, bateri, bas gitar, org çalıp solistlik yaptığını; Troya Festivali’ne katkılarını ve daha pek çok yanını anlatmaya kalkarsam, beceremeyeceğimi biliyorum. Zaten niyetim de bu değil.

Üstatla zaman zaman karşılaşıp selamlaşıyoruz. Karşılıklı hâl hatır sorduğumuz da oluyor. Ama söz etmek istediğim bu da değil.

Televizyonlarda, yaşadığım yerlerde, gittiğim büyük kentlerde ve bazı ülkelerde çok sayıda ve çeşitli türlerde konserler izleme şansım oldu şimdiye kadar. Kaçırdıklarım da olmuştur ama İftihar Vanlı’nın yönettiği Çanakkale Türk Halk Müziği konserlerini büyük ölçüde izledim diyebilirim. İlk izlediğim konserde onun hakkında oluşan görüşlerim bugün de değişmedi; ancak yönettiği konserler sırasında ilave gözlemlerim ve düşüncelerim oluştu.

Dursun Ali Kütük, İbrahim Hakkı Çelik ve Şemsettin Işık gibi kimi dostlarımın da yer aldığı; onları orada izlemekten ayrıca sevinç duyduğum 26 Aralık 2025 Cuma / 20.00’de, Çanakkale Belediyesi Kültür Merkezi Salonu’nda “Yeni Yıla Merhaba” adıyla gerçekleştirilen, tek sözcükle muhteşem diyebileceğimiz Türk Halk Müziği Konseri’nde İftihar Vanlı hakkındaki düşüncelerim tamamen netleşti ve iyice yerine oturdu.

Evet! Şimdiye kadar izlediğim çeşitli alanlardaki koroları ve konserleri yöneten şeflerden çok farklı buluyorum İftihar Vanlı’yı. Bir kere çok birikimli, çok yönlü, çok çalışkan. Ve üstelik çok sıcak. Koroyu oluşturan kişilerle de izleyicilerle de kolay ve sıcak ilişkiler kurabiliyor. Koroda yer alanları da izleyicileri de büyüleyerek sürdürüyor konseri. Herkes kendini salonla bütünleştiriyor, ama biricikliğini de koruyor konser boyunca. Koroda yer alanların hem özgürce kendilerini icra etmelerini sağlıyor hem de aralarında inanılmaz bir bütünlük oluşturuyor. Estetiğin doruğuna ulaştırıyor konseri; hem vücuda getirenleri hem de izlemeye gelenleri. Kendisini adeta konserin içine eritiyor.

İlginç değil mi; yetenekli bir topluluk tarafından sunulan bir konser duygusunu, daha konser başlar başlamaz elinizden alıyor.
Evet, yetenek de lazım ama bu işler kendini vererek ve çok çalışarak olur,” dedirtiyor.
Çalışarak yaratmanın estetiği bu olsa gerek,” diyorsunuz.
Ezber bozuyor çünkü.
Nazım’ın, “yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür / ve orman gibi kardeşçesine” dizelerini, böyle bir konser izlerken mi yazdığını geçiriyorsunuz içinizden.

Bu yazıyı kaleme almadan önce de düşündüm: İftihar Vanlı, Çanakkale için bir şans mı, yoksa Çanakkale’de yaşamak onun için bir şanssızlık mı? Bu paradoks, üstadı tanıdığım günden beri kafamda.

Yine bu yazıyı kaleme almadan önce şunu da düşündüm: Çanakkale’de yaşayıp da İftihar Vanlı’nın yönettiği herhangi bir konseri izlememiş biri olabilir mi?

Önerimi de belirteyim, hazır yeri gelmişken: Şef İftihar Vanlı’nın verdiği konserleri, polis ve öğretmen yetiştiren kurumlarda mutlaka izletmek gerek; hatta ders olarak bile konabilir. Öğrenciler her şeyden önce şefkatli davranmayı öğrenirler. Kulakları müziğe yatkın hâle gelir ayrıca. Şiddete karşı da, alın işte size bir çözüm.

Yeni Yıla Merhaba Konseri’nin ardından, Çanakkale Belediyesi Türk Halk Müziği Korosu’na ve onun değerli Şefi İftihar Vanlı’ya bir kez daha şunu söylüyorum:
Keşke daha çok ellerim, daha çok parmaklarım, daha çok kalbim olsaydı; sizi daha fazla alkışlamak için.

İyi yıllar, sevgili okurlar!

Hayrettin Geçkin

Bir cevap yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir